HAMİLELİK DÖNEMİ |SAĞLIKLI BESLENME | HASTANE VE YENİ DOĞUM İÇİN GEREKENLER

SAĞLIKLI BESLENME



Sağlıklı bir bebek için dengeli beslenme şart. Peki hamile kalmaya çalışırken, hamilelikte ve hamilelik sonrasında ne yemelisiniz, hangi besinlerden uzak durmanız doğru olur?

İşte cevaplar!

Çocuk sahibi olmayı düşünüyorsanız, hamilelik öncesinde, sırasında ve sonrasında ne yiyip ne yemeyeceğinizi öğrenmeniz gerekecek. Tabii bir anda böyle bir bilgi yüklemesi, hem zihninizi karıştırabilir, hem de yorucu ve stresli olabilir. Öte yandan beslenmenize dikkat etmeniz, sadece sizin değil, bebeğinizin de sağlığını etkiler. Bu nedenle bu konuyu atlamayın.



İyi beslenmek

Dengeli beslenmek hayatın her anında önemlidir, ama hamileyseniz daha da önem kazanır. Doğru gıdalarla beslenmek sadece bebeğinizin gelişimini değil, sizin de formda ve sağlıklı kalmanızı sağlar. Eğer çocuk sahibi olmayı planlıyorsanız, özel bir diyet yapmanıza gerek yok, ancak her gün ihtiyacınız olan vitamin ve mineralleri almak için farklı besin gruplarından besinler yemelisiniz.


Bunlardan bol bol yiyin:

Ekmek, makarna, pilav ve patates gibi nişastalı besinler. Bunlar zengin birer vitamin ve lif kaynağıdır.
Meyve ve sebzeler. Vitamin, mineral ve lif açısından zengin sebze ve meyvelerden günde en az 5 porsiyon tüketmeye çalışın. Bunlar sindiriminize yardımcı olurken, kabızlığın önüne geçmenize de yardımcı olurlar.
Folat açısından zengin yeşil sebzeler, mercimek, esmer pirinç ve vitamin takviyeli ekmekle mısır gevreği tarzı kahvaltılıklar.
*Proteince zengin yağsız et, tavuk, balık, yumurta ve baklagiller (mercimek, nohut, fasulye). Bunlar aynı zamanda da iyi birer demir kaynağıdır.
Balık. Haftada en az iki porsion balık yemeye ve bunlardan en az birinin yağkı bir balık olmasına özen gösterin. Ancak haftada iki kezden fazla yağlı balık yemeyin.
Süt, peynir, yoğurt gibi süt ve süt ürünleri yiyin, bunların taze olanlarını tercih edin. Bunlar özellikle kalsiyum açısından zengindir.
Dikkatli yemeniz gerekenler:
Sağlıklı beslenmek isteyen herkes için geçerli kurallar hamileler için de geçerlidir: Yani bol yağ, tuz ve şeker içeren gıdalarla içecekleri ne kadar az tüketirseniz o kadar yararınıza.


Hamileliğinizi planlarken...


Folik asit takviyesi


Folat, spina bifida gibi nöral tüp defekti riskini düşürmede önemli rol oynar. İhtiyacınız olan folatı sadece yediklerinizle karşılamanız zor olduğundan, hamile kalmayı planlıyorsanız ya da hamileyseniz, günde 400 mcg'lık folik asit takviyesi almalısınız. Doğum kontrolünü bıraktığınızda hemen kullanmaya başlamanız gereken bu tabletleri gebeliğin 12. haftasına dek almaya devam edin. Eğer diğer vitaminleri de içeren bir folik asit tableti almayı planlıyorsanız, o zaman bu tabletin A vitamini ve balık yağı içermediğinden emin olun.



Folat

Hamile kalmaya çalışırken de folat içeren gıdalar yemelisiniz. Bu esnada folik asidi doğal yollardan alabilirsiniz, yani bol meyve, sebze ve folik asitçe güçlendirilmiş ekmek ve kahvaltılık mısır gevreği tarzında gıdalar yiyerek.


Alkol


Hamile kalmaya çalışırken ya da hamile kaldığınızda alkolden tamamen vazgeçmek zorunda değilsiniz. Ancak haftada bir iki kez, bir veya iki ünite alkolden fazlası da alınmamalıdır. Bir ünite küçük bir bardak biraya, bir kadeh şaraba veya 25 ml'lik ispirtolu bir içkiye denktir.



A vitamini


Hamilelikte A vitaminine ihtiyacınzı olacak ama fazlası bebeğinize zarar verir. Bu nedenle hamile kalmayı planlıyorsanız fazla A vitamini tüketmemeye dikkat edin. En iyisi, A vitamini açısından zengin ciğer ve pate gibi ciğer ürünlerinden uzak durmak. Ayrıca balık yağı ve A vitamini içeren vitamin takviyelerini de almamalısınız.

Hangi balık?

Vaz geçilmez besin kaynağı balık


Balık hem sizin sağlığınız, hem de bebeğinizin gelişimi için değerli bir besindir. Bu nedenle haftada en az iki kez tüketmeye çalışın. Tonbalığı, uskumru, sardalya ve alabalık gibi yağlı balıkları da mutlaka tüketin. Bunun sebebi bu balıkların omega 3 yağ asitlerince zengin olmasıdır. Ancak hamile kalmaya çalışıyorsanız, haftada iki kezden fazla yağlı balık yemeyin;
çünkü yağlı balıklarda az miktarda toksik madde bulunabiliyor. Bu da vücutta birikerek doğmamış bebeğin gelişimini olumsuz etkileyebiliyor. Ayrıca köpekbalığı, kılıçbalığı ve marlin de içerdikleri cıva nedeniyle uzak durulması gereken balıklardandır. Bunlar da bebeğinizin gelişmekte olan sinir sistemine zarar verebilir.

Fındık ve allerji


Eğer sizde, bebeğin babasında ya da diğer çocuklarınızda saman nezlesi, astım ve/veya egzama gibi rahatsızlıklar varsa, bebeğinizde fındık allerjisi görülebilir. Eğer bebeğinizin risk grubunda yer aldığını düşünüyorsanız, hamile kalmaya çalışırken ve gebelik esnasında fındık, fıstık gibi gıdalardan uzak durmanız iyi olabilir.

ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

"Hamilelikte yaşanan değişiklikler"

Hamilelik bir kadının yaşayabileceği en önemli deneyimlerden biri. Ancak bu deneyim fiziksel bir değişimi de beraberinde getiriyor. Peki vücudunuza neler oluyor? Dr. Ebru Füsun Akbay anlatıyor.

Hamilelik süresince anne vücudunda birçok değişiklik oluşuyor. Bu değişiklikler döllenme ile başlıyor ve hamilelik boyunca, devam ediyor.Tüm organ sistemleri etkileniyor.

Hamilelik bir kişinin hayatı boyunca yaşadığı en önemli deneyimlerden biri. Güzel ama bir o kadar da zor bir süreç. Hamilelikle birlikte kadınlar vücutlarında birçok değişikliğin yaşandığını gözlemliyorlar. Gebeliğin ilk günlerden itibaren birtakım farklılıklar yaşanıyor. Anadolu Sağlık Merkezinden Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr.Ebru Füsun Akbay Adetin gecikmesi ile birlikte ilk göze çarpan göğüslerin aşırı şişmesi, dolgunluğu ve hassasiyetidir. Gebeliğin ilerleyen haftalarında göğüslerde büyüme, meme başında koyulaşma izlenmektedir. Ciltdeki esmerleşme meme başı dışında özellikle göbekte, karın orta hatda (linea nigra) , genital bölgede, koltuk altlarında ve yüzde maske tarzında (chloasma) da görülebilmektedir.diyerek ilk günlerde yaşanan değişiklikleri özetliyor.

Çatlaklar görülüyor
Anne adaylarının en büyük korkularından biri doğum sonrasında kaybolmayan ciltteki çatlaklar. Bunlar en sık karında oluşmakla birlikte daha nadir olarak kalça ve göğüslerde de oluşabiliyor. Çoğu kalıcı olan çatlakları Dr. Akbay, şöyle anlatıyor: Gebelikte koyu kırmızı renkte olan çatlaklar doğum sonrası gümüş rengine dönüşürler. Genetik bir yatkınlık söz konusudur. Cildin elastikiyetini arttırarak ani gerilmelere bağlı oluşan bu çatlakları önlemek amacıyla cildi nemlendiren ürünlerin kullanımının yanı sıra ağızdan bol su alımı önerilmektedir.

Mide sorunları artıyor
Hamileliğin özellikle ilk dört ayında bulantı ve kusmaya sık rastlanıyor. Dr. Akbay,Bu semptomlar BHCG adı verilen gebelik hormonunun yüksekliğine bağlıdır.Diyerek şöyle diyor:Bulantı ve kusmayı azaltmak için sık sık azar azar yenmelidir. Yağlı ve baharatlı gıdalardan kaçınılmalıdır. Sabah aç karına tuzlu kraker gibi kuru gıdaların alınması, sıvıların yemeklerden bir ila iki saat önce alınması bulantıları azaltmaya yardımcı olabilmektedir. Gebelikte yükselen progesteron hormonunun düz kasları gevşetici etkisi nedeniyle sindirim sisteminde gaza bağlı şişkinlik, hazımsızlık, kabızlık ve mide yanması gibi durumlar ortaya çıkabilmektedir. Günde en az iki litre sıvı ve lifli besinlerin ağırlıklı olarak tüketilmesi kabızlığın giderilmesine yardımcı olmaktadır. Yemeklerden sonra en az bir saat yatmamak yiyeceklerin mideden yemek borusuna geri kaçışını önleyeceği için mide yanmasını azaltmaktadır. Diş etlerinde şişme ve kanama hamilelikte sıkça görülür. Böyle bir durumda genelde ağız hijyeninin sağlanması yeterlidir.

Yorgunluk ve uyku hali
Gebelik sürecinin ilk aylarında anne adaylarında aşırı bir yorgunluk hissi ve uyku hali olması son derece normal. Bu sebeple fırsat buldukça istirahat edilmesinde fayda var. Dr. Akbay, diğer değişiklikler konusunda şunları söylüyor: Büyüyen rahmin idrar kesesi kapasitesini azaltmasına bağlı olarak gebeliğin ilk üç ayında ve son üç ayında sık idrara çıkma ihtiyacı doğmaktadır. İdrar yolu enfeksiyonlarını önlemek amacıyla idrara çıkma ertelenmemeli, sık sık mesane boşaltılmalıdır. Gebelikte yükselen östrojen hormonu seviyesi vajinal akıntıda belirgin bir artışa neden olmaktadır. Bu koyu kıvamlı, açık renkte, kokusuz bir akıntıdır, kaşıntı eşlik etmez. Günlük ped kullanımı gerekebilmektedir. Gebelikte rahmin büyümesi ile birlikte rahmi yerinde tutan bağların gerilmesine bağlı karın ve kasık ağrıları olmaktadır. Bu tür ağrılar pozisyon değiştirmek ve sıcak uygulanması ile azalabilmekte, bazı durumlarda doktor kontrolü altında ağrı kesici kullanımı gerekmektedir.

HAMİLELİK VE AĞIZ DİŞ SAĞLIĞI

Hamilelik sırasında anne dişlerinden kalsiyum kaybı ve her hamilelikte bir dişin kaybedileceği yanlış bir inançtır.
Fakat hamilelik sırasında ağız sağlığında bazı değişikliklerin
olacağı bir gerçektir.
En önemli değişiklik östrojen ve progesteron hormon düzeylerindeki artış olup bu durumda dişler üzerindeki plak birikiminin artması ile bağlantılıdır.
Eğer plak uzaklaştırılmazsa Diş Eti İltihabı [GİNGİVİTİS] e neden olur. Bu durum Hamilelik Gingivitisi adını alır. Diş eti kırmızı, hacim olarak artmış, hassas kanamalıdır. Bu tablo daha çok 3ile 6.ay arası dönemde kadınların çoğunu farklı şiddette etkiler. Eğer Gingivitis zaten mevcutsa hamilelik sırasında şiddeti artabilir ve tedavi edilmezse Periodontitise ilerleyebilir. Dişler kaybedilebilir.
Hamile kadınlarda aynı zamanda HAMİLELİK TÜMÖR ü gelişme riski de vardır. Bunlar diş eti büyümelerinin irritasyonu sonucu oluşan iltihabi lezyonlardır. Genellikle kendi haline bırakılmakla beraber hastaya rahatsızlık veriyorsa veya çiğneme fırçalama gibi işlemleri engelliyorsa diş hekimi tarafından alınmalıdır.
BU PROBLEMLER NASIL ÖNLENİR
Diş eti iltihabı dişlerin etkin olarak bakımı ve temizlenmesi ile önlenir. Her gün en az2 kez diş fırçalanmalıdır.
Fırça bulantı yapıyorsa 2 yaş 5 yaş çocuk fırçaları kullanılmalıdır. Yine bulantı olduğunda flouridli gargaralar kullanılmalıdır.
Dengeli beslenme ile birlikte C ve B 12 vitamin destekleride ağız sağlığının sürdürülmesi açısından önemlidir.
Diş hekimine daha sıklıkla gidilerek etkin plak kontrolü sağlanarak GİNGİVİTİS gelişimini önler.
DİŞ HEKİMİNE NE ZAMAN GİTMELİDİR
Eğer planlı bir hamilelikse diş hekimini ziyaret etmelidir. Zira iltihaplı diş ve diş eti bebeğin gelişimini olumsuz etkileyecektir. Var olan küçük sorunlar hormon dengelerindeki değişiklikten dolayı çok hızlı ilerleyecektir.
Hamileliğin ilk üç aylık döneminde diş temizliği yapılması uygundur.3 le 7. ay arası dönemde mutlaka ağız dokularında meydana gelen değişiklik ve bakım etkinliğinin değerlendirilmesi yapılmalıdır. Tekrar temizlik önerilebilir.
Fakat tüm seanslar kısa tutulmalıdır.
HAMİLELİK SIRASINDA YAPILMAMASI GEREKEN İŞLEMLER VAR MIDIR
Ail olmayan işlemlerde hamilelik sürecinde yapılabilir. Ancak diş tedavisi için en uygun dönem 4. ve 6. aylar arası dönemdir. ŞİDDETLİ AĞRI VARSA HER DÖNEM MÜDAHALE YAPILABİLİR. Anestezi ve ilaç verilmesi gereken durumlarda jinekolog ile bağlantı kurulmalıdır. Ertelenebilecek işlemler doğum sonrasına bırakılmalıdır.

FİKİRLERİNİZ BİZİM İÇİN ÖNEMLİDİR

Bana ulaşmak için yukarıdaki e-mail adresini kullanın